​Fiziksel kartların sonu mu geliyor?



Dünyanın dijital evrimi sürerken hayatı kolaylaştırmayı amaçlayan pek çok yenilik gündeme geliyor. Ödeme teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler de alışkanlıkların birer birer değişmesinin önünü açıyor. Doğal olarak artık geleneksel pek çok kavram ve yöntem yerini yeni bir alternatifine bırakıyor. Bu anlamda, 50 yılı aşkın bir süredir ödemelerde kullanılan banka (debit) ve kredi kartlarının da yakın zamanda tarih olacağı düşüncesi yavaş yavaş konuşulmaya başlanıyor.

Nakit ve çek kullanımına alternatif olarak piyasaya sürülen fiziksel kartlar, bu yönüyle aslında dijital dönüşüm sürecinin başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Fakat gün geçtikçe tüketicilere bundan çok daha fazlasını sunan pek çok ödeme yöntemi karşımıza çıkıyor. Artık sıra beklemeden, hiçbir aygıtla temas etmeden, hatta cüzdan taşımaya gerek duymadan ödeme yapmak mümkün olabiliyor.

Bu tür yeni nesil ödeme alternatiflerine olan ilginin artıyor oluşu, kimilerince banka ve kredi kartlarının tarih sahnesinden çekilmeye başladığının ayak sesleri olarak nitelendiriliyor. Peki gerçekten fiziksel kartlar ömrünü tamamlıyor mu? İşte kartlı ödemelerin bugüne geliş öyküsü ve yarını...


Kartlı ödemeler tarihi


İnsanların ödeme alma ve verme işlemlerini önemli ölçüde kolaylaştıran fiziksel kartların ilk olarak 1920’de ABD’de gündeme geldiği biliniyor. Fakat 1950’lerin sonuna kadar bu kartlar ödemelerde kullanılmıyor; bu tarihten sonra ise American Express’in oluşturduğu kredi kartı ağı ile kartlı ödemelere başlanıyor. Banka (debit) kartlarının kullanımına ise 1966 yılında başlanıyor.

1970’li yıllarda kartlı ödemeler iyiden iyiye dünya çapında yaygınlaşırken ilk POS makineleri de bu dönemde üretiliyor. ATM (Automatic Teller Machine) adlı otomatik vezne makineleri ve fiziksel kartların kullanımı ile nakit para çekmek mümkün olurken yine 1970’li yılların başında ilk POS cihazlarının üretimine başlanıyor. Böylece dijital ödeme kabul etmek de artık söz konusu olabiliyor.

1980’lerde uzaktan kumanda yoluyla televizyon üzerinden alışveriş yapan Jane Snowball ise ödemelerde çıtayı biraz daha yukarıya taşıyor ve ilk online alışverişe imza atıyor. Bu olayı takip eden yıllarda online bankacılığın da temelleri atılmış oluyor.

Finlandiya’da SMS yoluyla ödeme yapılarak bir Coca Cola otomatından içecek satın alınması, 1997 yılını mobil ödemenin miladı yapıyor. 2000’lere gelindiğinde ise ilk dijital para birimi Bitcoin’in geliştirilmesi, dijital ödemeler alanında kocaman bir kapı aralıyor. Bitcoin’in dijital para birimi olarak kabul edilmesinden bu yana çok sayıda dijital para birimine imza atılıyor.

Günümüzde kart bilgilerinin yüklendiği dijital cüzdanlar sayesinde kullanıcılar yanlarında kart taşımaya ihtiyaç duymadan temassız bir şekilde ödemelerini gerçekleştirebiliyorlar. Dahası, vücuda giyilebilen ödeme teknolojileri (saat, bileklik vb) ile mağazada kasa sırası beklemeden ödeme yapmak artık mümkün. Tüm bu gelişmelerin ışığında, gözler geçmişten bu güne çevrildiğinde fiziksel kartlardan sonra büyük ve önemli adımlar atılmış olduğu kolaylıkla görülebilir.


Banka ve kredi kartlarının kalan ömrü


Teknolojik gelişmeler, hayatın her alanında olduğu gibi ödeme konusunda da devrimler yaşanmasına ön ayak oluyor. Devrim olarak nitelendirilen her bir olayı ise aslında dünyayı daha ileri bir boyuta taşımak için hayata geçirilen bir adım olarak görmek oldukça mantıklı. Bu açıdan bakıldığında fiziksel kartların görevini tamamladıktan sonra kullanımdan kalkacağını öngörmek çok da yanlış olmaz.

Ancak hala dünyada en çok kullanılan ödeme yöntemlerinden biri olan fiziksel kartların çok yakın gelecekte tarihe karışacağını savunmak biraz fazla fütüristtik bir yaklaşım olabilir. Çünkü sayısı milyarları bulan banka ve kredi kartlarının tamamen ortadan kalkması için diğer ödeme alternatiflerinin de aynı hızla yaygınlaşması gerekecektir. Toplam nüfusu 7 milyardan fazla olan dünyada henüz kartlı ödemeye geçmemiş toplumların olduğu göz önünde bulundurulduğunda fiziksel kartların bir daha kullanılmamak üzere geride kalacağı tarihin 10 yıldan daha yakın olmadığı savunulabilir.

Her şeyin bir sonu olduğu gerçeği, dijital dönüşüm sürecinde pek çok yeniliğin de sonunun geleceğini ortaya koyuyor. İşletmelerin ise uzun ömürlü olabilmek adına müşterilerinin mevcut ve gelecek ihtiyaçlarına dönük yenilikçi hizmetler sunabilmesinde fayda var. Bu anlamda dijital cüzdan ve sanal POS gibi güvenilir ödeme çözümleri sunan iPara ile çalışmak, işletmelerin müşteri memnuniyeti sağlamalarına katkıda bulunabilir. Siz de iPara üye iş yeri olun, işletmenizi geleceğe taşıyın.


Etiket


Ödeme teknolojileri, banka kartı, kredi kartlı, kartlı ödeme, fiziksel kartlar​​